Çim Kayağı İçin Bir Çığlık

Okan Aras

 

Garip bir tesadüf oldu. Tam, unutulan harika bir tesisi ve çim kayağını yazacaktım ki, sanki içine doğmuş, Erdem Saker, enteresan bir fıkra gönderdi. O kadar denk geldi ki anlatamam. Fıkradan önce, hem çim kayağına hem de inanılmaz keyifli bir manzarası olan, o güzelim tesislere atıfta bulunmam şart…

***

Yıl 1991. Demirtaş Barajı’na bakan yamaçta, kartpostallardan özenti ile baktığınız Alp Dağları benzeri manzarada, Dünya Çim Kayağı Şampiyonası yapılıyor. Bursa’da Fenerbahçe maçı olmasına karşın, tesislerde yaklaşık 20 bin Bursalı, aile boyu, yeni bir spora tanık oluyor.

Farkında olanlar hatırlayacaktır, Bursa’nın spora bakış açısı, DSİ.Nilüferspor ile nitelikli bir tablo çiziyordu. Futbolun dışında, binlerce çocuk/genç ve yetişkin spor yapabilmenin ayrıcalığını yaşıyordu. O nüve, hala Bursa için bir şans. Ve o DSİ’nin başında; dik başlı, inatçı, ayakları yere sağlam basan bir müdür vardı : Erdem Saker…  Ekibi ve Türkiye Kayak Federasyonu ile, Demirtaş Barajı Rekreasyon  düzenlemesi, sporumuza kazandırılmış ve uluslararası düzeyde, ödül almıştı. Çünkü, Demirtaş Çim Kayağı Tesisleri’nde yapılan bu dünya şampiyonası, o güne kadar yapılan dünyanın en başarılı organizasyonu seçilmişti.

Müthiş…

***

Sonraki yıllarda tesisler, halkımızın önemli mesire yerlerinden biri olarak dikkat çekmiş, çim kayağı etkinliklerinin yanı sıra uçurtma şenlikleri ile, kentimize hizmet etmişti.

Hep böyle –di’li geçmiş zaman fiilinden yazdığıma ve sizler de, yıllardır Çim Kayağı etkinliği duymadığınıza göre; tesislerin köküne kibrit suyu ekilmiştir. Değil mi ?

Aynen öyle…

Komik gerekçeler ile köreltilen, o şahane göl manzaralı tesis, bugün otlak bile değil. Her şey sökülmüş, harap edilmiş, yok…

‘Bu tesisi yeniden kentimize kazandıracağız’ bilgilendirmesini yaparak, ilgisini bir dönem işaret eden Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, tek umut gibi…

Kayak Federasyonu, çimlerin sulanabilmesi için‘dünyadaki su kıtlığı’ komedisi içinde, bir adım yoldaki gölü, zaten görecek durumda değil sanırım…

***

Şimdi gelelim, tesadüfen paylaşılan, ama ‘cuk’ diye yazıma keyif katacak olan fıkraya :

Yolcular uçağın yanında bavullarını gösteriyor. Bir bakmışlar; kaptan pilotun
elinde bir beyaz baston, kolunda üç noktalı bant. Yardımcı pilotun elinde köpek tasması ve ucunda da  bir köpek. Sağa sola çarparak öylece ilerliyorlar uçağa. Günlerden 1 Nisan değil, ama 'şaka herhalde' demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa. Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda. Uçak hızlanmış. Yolcular endişelenmeye başlamışlar. Uçak daha hızlanmış.  Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış.Uçak iyice hızlanmış. Bazı yolcular paniklemiş, dua etmeye başlamışlar. Uçak son hıza ulaşmış. Bu arada pistin sonuna da ulaşmış. 100 metre sonra betonun bitip cimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar.
Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş. Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş, havalanmış. Kaptan pilot arkasına yaslanmış derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:
- Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hep birlikte geberip gideceğiz!

Kıssadan hisse :

-         Dünyada nice kör yöneticiler var... Çığlık atmaktan vazgeçmeyin.

Demirtaş Çim Kayağı Tesisleri için, geç de olsa, çığlımı duyan var mı ?

Yazarın Diğer Yazıları